Bir haftada21 in üzerinde şehit verdik pusular kurdular yiğitlerimize Duydum ki yiğitlerimizi kaçırmış kanı bozuklar duydum ki yakacaklarmış canını üzülme anam üzülmee kanı yerde kalmaz askerimin duydum ki yetim kalmış evlatlarımız analarımızın yüreği dağlanmış duydum ki hainler pusu kurmus bu satırları yazarken içim kan ağlıyor söylenecek söz bulamıyorum Terörü lanetliyorum
Allah'tan şehitlerimize rahmet diliyorum Ruhları Şaad olsun
Vatan SAĞOLSUN
Susun! Susun ve dinleyin bu gençlerin haykırışlarını Sevda çeken yürekleri bıraktık arkamızda, Rüyalarımızı süsleyen garip, çilekeş Gabar dağını Tanrıdağı’ndan gördük, işte orada, işte tam karşımızda
Söke garajından davul zurnayla bindik otobüse Kulak verdik kalbimizden gelen o sese Sıra bizdeydi, bizi bekliyordu vatan toprağı Umurumuzda bile değildi kimin, kimlerin askerden kaçtığı.
Ben Balat'lı Şerif, ölümlerin en güzelini tattım Ne kadar ağlatsam da anamı, babamı, bacımı Katlanmak kolay mı demeyin, Alperenlerle saf tuttum. Sizlere, sizlere bıraktım karalar bağlayan nazlı yarimi.
Ölürken bile gülmek nedir hiç, düşündünüz mü? Tekbir verip toprağa, al bayrağa sarılıp düştünüz mü? Bilmiyorum sizler acaba anam gibi yandınız mı? İşte ben buradayım, karşınızdayım, ben Sökeli Hakkı Uyar!
Aşkı olmayan yiğide destan yakılmaz beyler, Bu destan, bu mısralarla anlatılmaz beyler, Karalar bağlamasın, yanmasın artık analar, Dursun milletimin kanı, kapansın bu yaralar
Ben öğretmendim, okulumdan çıkarken vurdular İki aylık yavrumu öksüz,babasız bıraktılar Kızımın adını Hilal koymuştum, hilalimi yere çaldılar Söylesenize, söylesenize Hilal’imin intikamını alacak yiğitler nerede
Kalk yiğidim kalk! Düşmek yakışmaz sana İntikamın alınacak, söz veriyorlar bak sana Son yiğit, son yiğit çıksa bile o son akına Bu bayrak bir daha düşmeyecek, vasiyettir sağ kalana
Kardeşlik, insan hakları oyunun bir parçasıydı Bizi kalleşçe vururlarken insan hakları neredeydi Söylesenize, söylesenize, kundaktaki yavruyu kim katletti Söylenecek söz kalmadı gayrı, azıcıkta siz düşünün
Bu soysuzlar, bu vatansızlar sarsa da yurdumu Ben Yaradan’dan alırım asil kanı ve gücü Bir yiğit düşse de arkamdan haykırır milyonlarca genç Allahuekber Bırakmam, bırakmam bayrağımı, akıtsalar da son damla kanımı
Ya Rab, Ya rab güç ver bize, davamız senin, bu canlar senin için Şahlansın artık milletim, şehitler aşkı için Titresin, titresin gönüller acaba bu haykırışlar ne için? Bu yürekler desin ki; Bayrak bir, vatan bir, Allah bir
Ülkümüzün ufkunda güneş gibi Türkiye’yi de görüyoruz Bu mısraları söylerken sizler gibi ağlıyoruz Heeey, şehitler dile geldi, biz niye susuyoruz Şehit anaları karşımızda mağrur mağrur bakıyor İşte bakın, işte bakın... Türkiye ufkunda Hilal ve Yıldız buluşuyor
Bu kabarmış toprağa yüzünü sür, kucakla, Elbette bağı vardır "olmuş"un "olacak"la. Dudağa değer gibi şimdi alnı her erin, Bu havada ruhları dolaşır şehitlerin. Biz, bu kutsî havanın içinde var olmuşuz, Biz, bununla yoğrulmuş, biz bununla dolmuşuz. Sâdece döğünmedik "Vatan! İstiklâl!" diye, Sakarya boylarından çıktık Kocatepe'ye; Bu yol ki hürriyetin, kurtuluşun yoludur, Zincirsiz yaşamanın tek çıkar yolu budur. Bir daha nikaylıydık sevgili hürriyete; Kahramanlık Tanrı'dan vergidir bu millete... Bir damla asîl kanda bir mucize saklıdır, Bu topraklar Türklüğe inanmakta haklıdır. Akdeniz'e tank gibi koştu bütün kağnılar, Ey sevgili istiklâl, ey güzel Dumlupınar! Elbet yiğit olanlar lâyık böyle toprağa; Selâm şanlı orduya, selâm şanlı bayrağa, Selâm ey Başkumandan, Mustafa Kemal selâm; Emânetin yaşıyor, güven, imânımız tam: Omuzlarımız hisar, başlarımız burç yurda, Can vermeğe and içtik hepimiz tek uğurda!.. Bir târihten gelinir, bir târihe gidilir; Yaşamak istiyenler savaşmasını bilir. Zamanın kahramanlar gelebilir hakkından, Bize sesler geliyor uzaklardan, yakından. Duyuldu mu bir kere "-Haydin silâh başına!" Yeniden girişiriz istiklâl savaşına... Ödü varsa düşmanın, meydan açık, hazırız: Bu toprakta biz doğduk, biz yaşadık, biz varız! Kından sıyrılmış kılıç, top ağzında mermiyiz, Dumlu çocuklarıyız, hiç yoldan döner miyiz?! Söz verip baş koymuşuz: İstiklâl bize haktır, Buna göz diken düşman çıksın, kahrolacaktır!..
Bu sensiz kaçıncı gecem? Kaçıncı damladır bu gözümden akan? Bitmiş bir aşkın peşinden Nedir hala yüreğimi yakan?
Düşünürdüm, hayatımdaki her şey gibi Bu heves de elbet geçer birgün. Dedim hep kendime, bir gül gibi Kara bir gül gibi aşkım solar birgün.
Oysa aşkımın gülleri büyüdü, Sarmaşıklara karıştı hepsi. Dikenleri kanatıyor gönlümü, Heran yaram derinleşiyor şimdi. Yüreğimdeki yangın söner diye Bekledim, sabrettim gecelerce. Ama gözlerin gözlerime değdiğinde Bir yer daha tutuştu gönlümde. Artık anlıyorum sevmeyi, Hayatı, yaşamayı, ölmeyi Her şey tek bir söz üzerine kuruluymuş; Aslında aşk acı çekmekti..!
SEN OLMAYINCA
Geceler yine uzun yine haram En derinden kanar gönül yaram Üşüyen kalbime neyi saram Bir deli divaneyim sen olmayınca... Ellerim nasırlaşır seni tutmayınca Kulağım mahmurlaşır seni duymayınca Gözlerim buğulanır seni görmeyince Umutsuz bir garip gibi Ölümü beklerim sen olmayınca... Mevsimi gelmeden sararan yapraklar En verimli anında kuruyan topraklar Daha akşam olmadan kararan havalar Her şey kendinden geçti sen olmayınca... Ne bülbülün sesi kaldı ne gülün güzelliği Leyla ile Mecnun bile unutmuşlar sevgiyi Mat bir siyah kaplamış hayatın tüm rengini Sevdalar da yalan oldu sen olmayınca... Masmavi denizler siyaha dönmüş Parıl parıl yıldızlar bir anda sönmüş Güzel olan ne varsa bak şimdi ölmüş Hayatın anlamı yok sen olmayınca... Her anı senle geçen bir ömür istemiştim Her şey yalandı bana bir tek seni sevmiştim Kalbimdeki duyguları yüreğine sermiştim Onları da kaybettim sen olmayınca...
Hep diyorsun geleceğim Gelmiyorsun, gelmiyorsun Bekle bekle ağaç oldum Geleceksen gel gari Çileyen bülbüle döndüm Hem sarardım hemde soldum Bir bilsen ben nasıl oldum Geleceksen gel gari Gençlik bitip tükenmeden Nisan yağmurları dinmeden Meltem rüzgarları durmadan Geleceksen gel gari Buzullar hep erimeden Ozon tümden yokolmadan Mevsimler alt üst olmadan Geleceksen gel gari İlkbaharda, yazda gel İstersen sen kış ta gel Sonbahara kalmadan Geleceksen gel gari Vahşi kurtlar misali İnsanlık birbirini yemeden Kan gölleri oluşmadan Geleceksen gel gari Kıyamet silahları Ard ardına patlamadan Dünya cehenneme dönmeden Geleceksen gel gari Musalla taşına konulmadan "Er kişi niyetine" denilmeden İmam tekbir getirmeden Geleceksen gel gari...
AYDIN İNAN
SEVİYORUM SENİ
Topraktan başaklara, başaktan hasatlara, hasatlarla bereketlenen ekmek gibi seviyorum seni..
Denizden bulutlara, buluttan yağmurlara, yağmurdan ırmaklara, su gibi seviyorum seni.
Herkesten parça olan, doğanın can parçası, hayatın tek gerçeği, toprak gibi seviyorum seni..
Bir kandan bir cana, bir candan bir yaşama, ve yaşamdan son sevdaya, hayat gibi seviyorum seni..
Bir bakıştan bir bakışa, ve bakıştan sonsuzluğa, ilk soluktan son soluğa, ölüm gibi seviyorum seni...
BEN SENİ SEVİYORUM ÇÜNKÜ !
Seni seviyorum,
çünkü her sabah kalktığımda bir günü daha seninle
geçirecek olmanın mutluluğunu yaşatıyorsun bana
Ben güne seninle başlıyorum ve her gün hayatı
yeniden keşfediyorum.
Seni seviyorum,
çünkü gökkuşağının her tonunu gölgede bırakan en
parlak renksin. Herşey senin rengini taşıyor ve
benim için ancak o zaman anlamlı oluyor.
Seni seviyorum,
çünkü soğuk günlerimde içimi ısıtan melteminsin.
Sıcak günlerde ise ferahlık veren kuzey rüzgarı.
İliklerime işleyerek esiyorsun.
Seni seviyorum,
Çünkü herşeyde sen varsın. Nasıl olmayacaksın ki?
Sanki sen doğduğumdan beri içimdeydin.Yüreğimin
en derin köşesindeydin. Sanki ortaya çıkmak için beni
bekliyordun. Ve ben orada olduğunu fark edince
hakettiğin yere çıkardım seni.
Seni seviyorum,
çünkü hep benimlesin. Seni görmem için yüzüme
bakmam gerekmiyor. Gözümü kapatsam ordasın.
Gördüğüm her yüz aslında sensin.
Seni seviyorum,
çünkü gözlerinin içindeki binlerce yıldız, gecenin karanlığını delip geçiyor.
sen bana bakarken ben kendimi yıldızlara bakıyor gibi hissediyorum.
O yıldızlar parlaklığında kaybediyorum kendimi.
Gözlerim kamaşıyor ama şikayetçi değilim aydınlığından.
G üneş doğmasa yıldılar kaybolmasa diyorum ama biliyorum ki güneşim de
sen olacaksın gecenin sonuda. Bu kez daha parlak, daha aydınlık
çıkacaksın karşıma.
Seni seviyorum,
çünkü saçların ellerimin arasında kayıp giderken, dünyadaki cenneti
bulmuş gibi hissediyorum kendimi. Cennetin sahibi sensin ve biliyorum ki
sadece izin verdiklerin girebilir o cennete . Ben o cennete kalmaya
kararlıyım.
Seni seviyorum ,
çünkü her gülümsiyişin içime yeniden yaşama sevinci dolduruyor. Her
gülümseyişin ,karamsarlığı yıkıyor, umutsuzluğu parçalıyor. Bir çiçek
bahçesine çeviriyor çorak dünyayı.
çiçek dedimya, bir çiçek adı verseydim sana papatya olurdun. Açışıyla
dünyaya, insanlara baharın geldiğini müjdelleyen papatya. İddasız ama
güzel. Güzel ama kibirsiz.
Seni seviyorum,
çünkü seni sevmeyi, sana dokunmayı, seni dinlemeyi, sana bakmayı,
seni koklamayı, seninle paylaşmayı seviyorum.
Seninle birlikte insana dair ne varsa onları da seviyorum.
Seni sevdiğimi anlatmaya çalışırken ne kadar çaresiz olduğumu da
görüyorum. Her sözcükten sonra durup tekrar tekrar düşünüyorum, seni
yeterince anlatabildim mi diye.
Biliyorum ki yetmeyecek, bukadar sözcükten sonra bile sana sevgimi
anlatmamış olacağım.
sözcüklerin bittiği yerde gözlerime bak .
Onlar bu sevgiyi Çok daha iyi anlatacaktır sana....
Beni unutamazsın bilirim. Parkın tozlu yollarında yalnız dolaşacaksın Mutsuz gökyüzünde bir iki yıldız, ışık tutacak karanlığına Delikanlının biri uzanacak ellerine ansızın
Çaresizliğine, yalnızlığına irkileceksin Ve daha sonra tarakta kalan saçlardan anlayacaksın ihtiyarladığını Dudaklarının pembeliği solacak Cilâsı çıkmış bir mobilya gibi eskiyecek güzelliğin Kahrolacaksın !
Ve bir gün gelip, beni anlayacaksın. Oysa; vakit çoktan geçmiş olacak Ama sen yine de sözlerime aldırma. Gözlerin zamansız ıslanmasın. Çünkü, artık çocuk değilsin
Güneşin nereden doğduğunu bilirsin Başka bir İstanbul olmadığını bilirsin Ve seni nasıl sevdiğimi bilirsin Ama gitmek istiyorsan, yine de sen bilirsin.
UNUTULMUŞ SEVDALIYA
Bahar değil... Sonbaharda zaman Bir sevda sesi var...çok uzaklardan Tatlı bir hüzün...Buruk bir sevinç Acı gülümseme dolu o mahzun dudaklardan.
Gün acı... Gece acı... Hayat acı belki sen olmayınca Aşk güzeldir yalnızken bu sessiz akşamlarda Bahar bile, Bahar bile hoş değil inan, Çünkü sonbaharda zaman Hüzünlü bir gülüş bir haykırıştır kalan Acı gülümseme dolu o mahzun dudaklardan
Yavru bir kuş, Kanadı kırılmış azgın rüzgarlardan Uçup gidecek... Gelmeyecek bir daha Kimbilir ; belki kaçıyor Umarsız,tükenmiş,yokolmuş ümitsiz bakışlardan Hüzünlü bir gülüş,bir haykırıştır kalan Acı gülümseme dolu o mahzun dudaklardan
*SENİ ÇOK SEVİYORUM*
Anılar karşımda dans eder gözlerin düşer yüreğime geceler sensiz gelir geçer sen şimdi uzak şehirlerde
Nasıl sevdim seni nasıl düştüm yangınlara nasıl sevdim seni nasıl kandım yalanlara
Aşkın başın almış durmaz yıllar geçiyor hasret dile gelmez yavrum dünya biliyor anlamadınki onca zamana rağmen şarkıların hepsi sana duy bak ne diyor
Seni çok seviyorum seni çok seviyorum ne olur dön gel bana seni çok seviyorum
SOKAKLAR VE SEN
Koşasım gelir bu yağmurlu akşamda Gecenin soğuk karanlığında Kaybolmak isterim o karanlıkta Ve ömür boyu sevda sokağında
Birşeyler kopar içimden sanki Senin gittiğin anda Aşk otobüsü geçer kalbimin, berisinden sanki Hiç durmadan gittiği zamanda
Sokaklar sessiz, durak boş artık Çünkü sen yoksun burada Dizlerim belime kadar balçık Senin olmadığın zamanda